Yenidoğanda cilt ve gözaklarının (sklera) sarı bir renk
almasıdır. Kan bilirubin düzeylerinin yükselmesi ile oluşur. Yaşlanmış ve
bozulmuş kırmızı kan hücreleri tarafından üretilen sarı pigmente bilirubin
denir. Biluribin normalde karaciğer tarafından barsak sistemine verilerek
atılır. Ancak karaciğer bilirubini yeterli oranda barsağa veremezse kanda
birikir ve sarılık oluşur.
YENİDOĞAN SARILIĞININ SEBEPLERİ
Fizyolojik (normal) sarılık:
Fizyolojik sarılık vaktinde doğan bebeklerin yaklaşık % 50 sinde, erken
doğan bebeklerde ise daha yüksek oranlarda görülür. İlk 24 saatten sonra,
genellikle doğumdan sonraki 2.veya 3. günde ortaya çıkar. Karaciğerin henüz
olgunlaşmaması ve yeterince bilirubin atamamasına bağlı olarak sarılık
oluşur. Genellikle ilk bir-iki hafta içinde kendiliğinden kaybolur ve
bilirubin düzeyleri zararsızdır.
Yetersiz anne sütü alımına bağlı sarılık:
Yetersiz anne sütü alımına bağlı olarak yenidoğanların yaklaşık % 5-10 unda
gelişir. Belirtileri fizyolojik sarılığınkine benzer ancak biraz daha
şiddetlidir.
Anne sütüne bağlı sarılık:
Anne sütü alan bebeklerin yaklaşık % 1-2 sinde görülür. Bazı annelerin
sütlerinde ürettikleri özel bir inhibitör madde sebep olmaktadır. Bu madde (
enzim ) bebeğin barsaklarından normalden çok daha fazla bilirubini geri
emmesine sebep olur. Bu tip sarılık doğumdan sonraki 4-7. günde başlar ;
3.-10.haftaya kadar sürebilir. Genellikle zararsızdır.
Kan grubu uyuşmazlığı: ( Rh veya ABO uyuşmazlığı)
Rh negatif (-) bir kadının bebeği Rh pozitifse (+) gebelik esnasında bebeğe
ait eritrositlerin plasentayı aşarak anne kanında bağışıklık cevabına yol
açması ile oluşur. Bu bağışıklık cevabı ancak Rh pozitif bir bebeğin
doğumundan veya yapılan düşükten sonra ortaya çıkar. Bağışıklık cevabının
şiddeti bundan sonra yapılacak her doğumla birlikte giderek artar.
ABO uyuşmazlığında ise hemen her zaman anenin kan grubu O, bebeğin kan grubu
ise A veya B dir. ( Anti A duyarlılığı daha sık, Anti B duyarlılığı daha
ağır seyirlidir.)
Kan grubu uyuşmazlığında annenin kanında oluşan antikorlar bebeğin kanını
yabancı madde olarak algılar ve eritrositlerini parçalar. Eritrositlerin
parçalanması ile bol miktarda bilirubin oluşur ve bu da sarılığa sebep olur.
Sarılık fizyolojik sarılıktan farklı olarak ilk 24 saatte başlar. Çok ağır
tablolara sebep olabilir. Ancak ilk yapılan doğum veya düşükten sonraki 72
saat içinde RhoGam enjeksiyonunun yapılması daha sonra doğurulacak
bebeklerin yaşamını tehlikeye atacak antikorların oluşmasını
engelleyebilmektedir.
TEDAVİ
Fizyolojik sarılıkta tedavi:
Eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız her 2-3 saatte bir beslemeyi
deneyin.
Yetersiz anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:
Asıl tedavi anne sütü miktarını arttırmak olmalıdır. Bebek daha sık
emzirilmelidir.( Her saat gibi ) Böylece mide barsak sisteminin
hareketliliği arttırılır ve bilirubinin gaita yolu ile vücuttan daha çabuk
atılması sağlanır. Uyuyan bebeğin de 4 saatlik aralarla uyandırılıp
beslenmesi faydalı olacaktır. Sık sık kilo alımı kontrol edilmelidir. Anne
sütünün yetmediği durumlarda bir miktar formül mama verilebilir ancak
şekerli suyun faydası yoktur.
Anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:
2-3 gün için anne sütünü keserek formül mama ile beslemek yararlı olabilir.
Ancak bu süre içerisinde anne sütünün azalmasını engellemek için annenin
göğsü sağılmalıdır. Hiçbirzaman için sarılığı engellemek için anne sütü tam
olarak kesilmez. 2-3 gün sonra tekrar anne sütüne başlanır. Şekerli suyun
formül mamadan daha fazla bilirubin uzaklaştırıcı etkisi olduğu
kanıtlanmamıştır.
Ağır sarılıklarda tedavi: ( Kan uyuşmazlıklarında tedavi)
Kandaki bilirubin seviyesinin 20 mg/dl nin üzerine çıkması sağırlık beyin
felci ( cerebral palsy) veya beyin harabiyetine neden olabilir. Bu kadar
yüksek seviyeler genellikle kan grubu uyuşmazlıklarında görülür.
Bu komplikasyonlar fototerapi uygulanarak önlenebilir. Mavi ışık deride
biriken bilirubini parçalar ve bilirubin düzeylerini düşürür.
Bazı nadir durumlarda ise kan değişimine gitmek gerekebilir. Bebeğin kanı
taze kan ile değiştirilir. Ancak fizyolojik sarılıklar bu kadar ağır duruma
dönüşmezler.