İlk kez bebeği olan anne ve babalar yeni doğan bebeklerinin görüntüsüne
hayranlık duyarlar. Bebeğin başının şekli ve büyüklüğü, cilt rengi, cildinin
pürüzsüzlüğü, "pamuk" gibi elleri...
Anne ve babaları gibi diğerleri de bebekten gözlerini alamazlar....
Haklılar...
Yeni doğmuş bir bebeği yakından inceleyelim:
Vücudu:
Miadında bir bebek ortalama 3000-3500 gram arası ağırlığındadır ve boyu da
ortalama 50 santimetredir. Omuzlar dar, karnı dışarı çıkıktır. Kalça kısmı
da dardır. Kollar ve bacaklar nispeten kısadır ve vücuda doğru çekilmiş
olarak durur.
Başı:
Yeni doğan bebeğin başı vücuda göre nispeten daha büyüktür. Doğumdan sonraki
ilk günlerde bebeğin başının şekli uzamış ya da asimetrik olabilir. Bunun
nedeni doğum kanalından geçerken bebeğin baş kemiklerinin dar kanala
girebilmek için birbirleri üzerine binerek uyum sağlamaya çalışmasıdır. Buna
molding (şekil verme) adı verilir. Birkaç gün içinde yuvarlak haline
dönecektir. Yine saçlı deride doğum tümseği adı verilen bir şişlik fark
edilebilir. Bu da molding sürecinin bir parçasıdır.
Bebeklerde doğduklarında kafataslarında iki adet yumuşak alan vardır.
Fontanel (bıngıldak) adı verilen ve parmakla basınca altında kemik
olmadığından içine göçen yapılar kafatası gelişiminde çok önemlidirler. Önde
alnın hemen üstünde yeralan ve daha büyük olan dörtgen şekilli büyük
fontanel, bir de kafanın arkasında yeralan daha ufak üçgen şekilli küçük
fontanel vardır.Küçük fontanel genellikle 2-6 ay arası, büyük fontanel ise
18 aylıkken kapanır ve ortadan kaybolur. Fontanellerin üzerini kaplayan zar
oldukça kalın ve dayanıklıdır. Bu yüzden bebeğinizin başını yıkamak ve
kurulamak bebeğe zarar vermez.

1. Ön
fontanel
2. Arka fontanel
3. Alın kemiği
4. Paryetal kemik
5. Paryetal kemiklerin birleşmesiyle oluşan "sutura sagittalis"
6. Artkafa kemiği
Saçları:
Bazı bebekler oldukça saçlı doğarken bir kısım bebek ise neredeyse saçsız
doğar. Vücutta lanugo adı verilen ipeksi ince vücut tüyleri sırtta,
omuzlarda, alında, kulaklarda ve yüzde yaygın bir şekilde bulunabilir.
Özellikler prematürelerde lanugo daha fazladır. Lanugo tüyleri ilk birkaç
haftada kaybolur.
Gözleri:
Açık tenli bebekler genellikle gri-mavi göz rengine sahipken, koyu tenli
bebeklerin gözleri kahverengi ya da koyu gridir. Göz rengi değişecekse bu
genellikle 6 aylıkken olur.
Yeni doğan bebeklerin göz yaşı bezleri tam olarak çalışmadığından üçüncü
haftaya kadar ağladıklarında gözlerinden yaş gelmeyebilir.
Dudakları:
İlk emzirme sonrasında bebeğinizin üst dudağında ufak bir baloncuk meydana
gelebilir. Bu ağrısız baloncukta soyulma da meydana gelebilir. Bu tamamen
normal bir durumdur ve dudaklar biraz daha dayanıklı hale geldiğinde bu
baloncuk da ortadan kalkar.
Cildi:
İlk doğduğunda bebeğinizin rengi gri-mavi, ıslak, kan ve verniks ile kaplı
haldedir. Bebeğiniz nefes almaya başlar başlamaz rengi ilk önce yüz ve
gövdesinde ve kısa zamanda da ellerde ve ayaklarda pembeleşerek normal
rengine döner.
Açık tenli bebeklerin ciltlerinde kızarık ve daha soluk alanlar beraberce
bulunabilir. Bu tamamen normal bir durumdur ve birkaç hafta sonra bebeğin
rengi homojen görünüm kazanır.
Bebeğinizin cildinde tıkanmış ter ve yağbezleri burun, yanaklar ve çenede
milia adlı topluiğne başı büyüklüğünde beyaz noktacıkların oluşmasına neden
olur. Birkaç hafta içinde bu bezler çalışmaya başladığında bu noktacıklar da
ortadan kalkar. Bu noktacıkları temizlemek gereksizdir.
Bebeklerin bileklerinde, ellerinde, dirseklerinde ve ayaklarındaki cilt
kolaylıkla soyulur. Özellikle miad geçmesiyle doğmuş bebeklerde bu durum
daha da belirgindir. Bu tamamen normal bir durumdur ve tedavi gerektirmez.
Vernix caseosa (verniks) bebeğinizin vücudunun özellikle kıvrımlı
bölgelerinde yoğun bulunan beyaz, krem kıvamında bir maddedir. Doğum öncesi
dönemde bebeğinizin cildini koruyan bu madde bu koruyucu etkisini doğum
sonrasında da gösterir. Verniksi bebeğinizin vücudundan yıkayıp temizlemek
yerine tüm vücuduna homojen bir şekilde yayınız.
Bebeğinizin vücudunda irili ufaklı basmakla solan kırmızı noktacıklar
görebilirsiniz. Bunlar bebeğin cildindeki yüzeyel damar yumaklarından başka
bir şey değildir. Özellikle boynun arkasında, gözkapaklarında, burunda ve
alında daha yaygındır. Bebeğiniz ağladığında bu noktalar daha belirgin hale
gelir. Dokuzuncu aya kadar bunların çoğu kaybolurken özellikle boyundakiler
daha uzun kalabilir.
Mongol lekesi adı verilen koyu pigmente alanlar koyu tenli bebeklerde
özellikle belde ve kalçalarda görülebilir. Koyu mavi-siyah arası renkteki bu
lekeler sanki çürük izlenimini verse de öyle değildir. Bebeğiniz dört yaşına
gelene kadar yavaş yavaş küçülür ve kaybolur.
Göğüsleri:
Anneden gelen hormonların etkisiyle hem erkek hem de kız çocuklarının
memeleri belirginleşmiş olabilir. Bazı bebeklerde meme uçlarından az
miktarda süt akışı bile olabilir. Bu tamamen normal olan ve tedavi
gerektirmeyen bir durumdur. Meme uçlarından süt geldiğinde asla meme
uçlarını sıkmayınız, zira enfeksiyon oluşabilir. Bu durum birkaç gün içinde
kendiliğinden kaybolur.
Göbek kordonu:
Bebeğinizin göbek kordonu mavi-beyaz renkli bir yapıdır. Kesildikten sonra
geriye 4-5 santimetrelik bir kısmı kalır. Doğumdan hemen sonra enfeksiyonu
engellemek için damlatılan antiseptik ve/veya antibiotik rengi bulaşmış
olabilir. Kesilen kordon bir ile üç hafta arası bir zamanda kurur, rengi
koyulaşır, ufalır ve kendiliğinden düşer. Bebeğinizin kordonunu temiz ve
kuru tutmaya özen gösterin. Üzerine bebeğinizin tulumu ya da bezi
gelmemelidir. Günlük bakımı temiz suya batırılmış pamuklu çubukla kordonun
tabanının etrafını silerek yapabilirsiniz. Temizlikle alkol kullanmaktan
kaçının, zira alkol tahriş edebilir. Bebeğinizi küvetinde yıkadıktan sonra
kordon bölgesini temiz pamuk çubuğuyla kurulayın.
Göbek kordonunda enfeksiyon belirtileri bölgede kötü koku, kızarıklık,
akıntı, pü boşalması gibi belirtiler olursa mutlaka doktorunuza bildirin.
Genital bölgeler:
Anneden gelen hormonların etkisiyle yeni doğan bebeklerin genitalleri
(cinsel organları) şişkin görünebilir. Kız bebeklerde hormonların etkisiyle
vajinadan süt ya da kan renk ve kıvamında bir sıvı gelebilir. Erkek
bebeğinizin skrotumu (testisleri örten zar) bazen hafifçe şiş ve yine
hafifçe büyümüş görünebilir. Ancak bunlar normal durumlardır ve çoğu durumda
tedavisiz kendiliğinden düzelir.